Allah, kendinden başka hiçbir ilâh yokdur. (O), Hayy ve Kayyûmdur. Onu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutabilir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Onundur. Onun izni olmadan, nezdinde kim şefâ’at edebilir? O (yaratdıklarının) önlerindeki ve arkalarındaki gizli ve âşikâr her şeyi bilir. Onun ilminden, yalnız kendisinin dilediğinden başka hiçbir şey kavrayamazlar. (Mahlûkatı). Onun kürsüsü gökler ve yeri kaplamışdır. Bunların (yerin ve göğün) koruyuculuğu Ona ağır da gelmez. O, çok yüce, çok büyükdür.
KADİR GECESİ Hakk'ın en şa'şaalı nûru tecelli etti. Doğdu Kur'an güneşi, leyle-i fetret bitti. Ramazan ayının 27. gecesi"Kadir Gecesi"dir. İnsanlara dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösteren, beşeriyyeti karanlıklardan çıkarıp aydınlığa kavuşturan dinimizin kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim Ramazan ayında, Kadir gecesinde inmiştir. Bu gece, çok şerefli ve müstesna bir gece olduğundan müstakil bir sûre ile şerefi yükseltilmiş, Kur'an-ı Kerimin 97. sûresi buna tahsis edilmiştir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: 1."Doğrusu, Biz, onu(Kur'an'ı)Kadir gecesinde indirdik. 2.Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin? 3.Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. 4.Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. 5.O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir." Bu kutsal gecede; - Şerefli bir kitap (Kur'an-ı Kerim) - Şerefli bir melek aracılığıyla, (Cebrail) - Şerefli bir ümmetin, - Şerefli peygamberine (Hz. Muhammed A.S.) nazil oldu. Kadir gecesi; - Kur'an-ı Kerim'in bu gecede inmesi, - Bu gecenin bin aydan (83 sene, 4 ay) daha hayırlı olması, - Allah'ın ezelde takdir ettiği şeylerden bir yıllık olayların ana kitaptan alınarak görevli meleklere bildirildiği gece olması, sebebiyle üstün bir değer taşımaktadır. Cebrail (a.s.)'in diğer meleklerle bu gece yeryüzüne inerek Allah'a ibadet eden kulları selâmlamaları ve bu gecenin tan yeri ağarana kadar selâm ve esenlik olması da ilâhî rahmetin çok güzel bir tecellisidir. Bin aydan daha hayırlı olduğu açıkça bildirilen bu gece bizim için Allah'ın büyük bir lütfudur. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: "Kim ki faziletine inanarak ve mükâfatını Allah'tan bekleyerek Kadir gecesini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır." Peygamberimiz, Ramazanın son on gününde, her zamankinden daha fazla ibadet eder, aile fertlerini de ibadet için uyandırırdı.Hiç şüphesiz Kadir gecesine yetişmek mü'minler için büyük bir mutlulukolduğu gibi, en iyi şekilde değerlendirilmesi gereken bir fırsattır. Bu geceyi, namaz kılmak, Kur'an okumak, dua etmek, tevbe ve istiğfarda bulunmak suretiyle ihya etmeliyiz. Namaz borcu olanların hiç olmazsa bir gün bir gecelik kaza namazı kılmaları, böyle bir borcu olmayanların ise nafile namaz kılmaları uygun olur. Peygamberimiz Kur'an okuyanlara bu Yüce Kitab'ın şefaat edeceğini şu sözleri ile bildirmiştir. "Kur'an okuyunuz, zira O, kıyamet gününde sahibine (okuyana) şefaatçı olarak gelir."Bu sebeple, Kur'an-ı Kerimin yeryüzüne inmeye başladığı bu mübarek gecede, Kur'an okumanın ayrı bir değeri vardır. Peygamberimizin saygıdeğer eşi Hz. Aişe (R.A.) diyor ki: "Peygamberimize: - Ey Allah'ın Rasûlü! Kadir gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim" diye sordum. Peygamberimiz: -"Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet" diye dua et" buyurdu. İbn Fariz diyor ki: Hak tecelli ederse, bütün geceler Kadir gecesidir. Vuslat ve mulâkat günlerinin hepsi de cuma günüdür.Konu ile ilgili rivayetler arasında; Kadir gecesinin, Ramazanın son on gününde, sayıları tek olan gecelerin içinde ve bu tek sayılı gecelerden de 27. gecede olduğu rivayeti tercih edilmiş ve asırlardan beri mü'minlerce kutlanagelmiştir.
HADİS-İ ŞERİFLER
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter."
Ravi (r.a.): İbnu Ömer Ebu Davud, Edeb 46*
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Din nasihatten (hayırhahlıktan) ibarettir!" Yanındakiler sordu: "Kimin için ey Allah'ın Resulü?" "Allah için, kitabı için, Resulü için, müslümanların imamları ve hepsi için! Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona yardımını kesmez, ona yalan söylemez, ona zulmetmez. Herbiriniz, kardeşinin ayinesidir, onda bir rahatsızlık görürse bunu ondan izale etsin."
Ravi (r.a.): Ebu Hüreyre Tirmizi, Birr 17,18
PEYGAMBERİMİZİN GÜZEL SÖZLERİ
İman iki eşit parçadır. Yarısı sabır, yarısı şükürdür. Sonradan özür dilemeyi gerektiren şeyleri yapmaktan kaçınınız. Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder. Mazlumun bedduasından sakınınız. O dua ile ALLAH (C.C.)arasında perde yoktur. İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz. İnsanların en hayırlısı, ahlakı en güzel olanıdır. İnsan dilinin altında gizlidir. Başkalarının kusurlarından bahsetmek istediğin vakit, kendi kusurlarını hatırla. O zaman başkalarının kusurlarıyla alakadar olmaya hakkın olmadığını hatırlarsın. Kabrimi ziyareti bayrama çevirmeyin. Münafıklığın alameti üçtür : Konuştuğu zaman yalan söyler, vaat ettiği zaman sözünde durmaz, emanete hıyanet eder. Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyilikleridir. Kim bir kardeşini, bir günah sebebi ile ayıplarsa, o günahı işlemedikçe o kimse ölmez. Evlat kokusu cennet kokusudur. Utanmak güzeldir ama kadınlarda olursa daha da güzel olur. Siz kendiniz namuslu olun ki, kadınlarınız da namuslu olsunlar. Bela insanın diline bağlıdır. Bir kimse bir şeyi “yapmam” dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır. Zengin, çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir. Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi miras bırakamaz. Cahiller cesur olurlar. İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. Etmez ise ehli sen olursun. Sana emanet edilen şeyi iyi sakla, birinin hıyanetine uğradığın zaman hoş gör ve hıyanete hıyanetlikle karşılık verme.
ORUÇ NEDİR
Oruç, fecir (imsak) vaktinden günesin batimina kadar geçen süre içinde yeme, içme ve cinsel arzulardan uzak durmaktir. Akilli ve bulug çagina ermis bütün Müslümanlara Ramazan ayi içinde oruç tutmak farzdir. Hastalar, yolcular ve aybasi halindeki kadinlar sagliga kavustuktan veya eve geri döndükten sonra tutamadiklari oruçlarini kaza ederler. Oruç tutmak için en azindan kalp ile niyet edilmesi gerekir. (Ayrica dil ile söylemek sünnettir.) Bir insanin Ramazan orucu için sahur yemegine kalkmasi da bir nevi niyet anlami tasir. Kaza, kefaret ve adak oruçlari için ise mutlaka hem niyet etmeli, hem de hangi tür oruç tutulmak istendigi belirtilmelidir. Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaslilar, tutamadiklari her gün için fakirlere (fitre miktarinca) fidye verirler. Buna maddi gücü yetmeyen fakir yaslilar ise tövbe edip affedilmelerini dilerler. Oruç borcu ile ölenlerin yakinlari, eger ölünün vasiyeti varsa, kalan maldan onun adina fidye vermek zorundadir. Eger ölünün böyle bir vasiyet yoksa, yakinlari fidye verip vermemekte serbesttir. Ölü adina kaza orucu tutmak dogru olmaz.
Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, sinelerdeki bütün kötü duygu ve tutkuları silen aydınlıklar Sultanı Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:
“Fırsat varken salih amel biriktirmeye bakın. Zira nasıl ki zifiri karanlık anlarında etraf seçilmez hâle gelir; onun gibi yakın bir gelecekte de birtakım fitneler ortaya çıkacaktır (ki ne imanla küfrü, ne de doğruyla yanlışı ayırt etmek mümkün olmayacaktır). Öyle ki mü’min bildiğiniz kişi, bir bakmışsın akşama varmadan imanından olmuş.. yine önceki akşam inandığı bir şeye sabah bir bakmışsın inanmaz hâle gelmiş!. meğer basit bir dünyalığa dinini satmış..”
Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, kâinatın O’nun yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Efendiler Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:
“Şu yedi şeyi düşünerek, salih amel işlemekte acele edin. Salih amel işlemek için daha uygun şartlar mı gelecek zannediyorsunuz?! Olacağı şu: Ya her şeyi unutturacak bir yoksulluğa düşecek ya da sınır tanımaz derecede azgınlığa sürükleyen bir zenginlik elde edeceksiniz.. Ya hayatın normal akışını bozup duyguları alt üst eden bir hastalığa tutulacak, ya bunaklık meydana getiren bir ihtiyarlığa düşecek yahut da ansızın geliveren bir ölümle yüzyüze geleceksiniz.. Yoksa siz, beklenen en şerli fitne olan Deccâl çıkınca mı salih amel yapabileceğinizi zannediyorsunuz?! Ya da kıyamete nasılsa daha çook var diye mi düşünüyorsunuz? Bilin ki kıyamet, sayılanların hepsinden çok daha dehşetli ve çok daha acıdır.”